Yapay zekâ tarafından oluşturulan görsel
17 Küçük Kelime Tuzağı:
Sözcük Oyunları
Sınavda büyük fark yaratan 17 küçük kelime ve yapı. Benzer kelimeler arasındaki farkı öğrenin ve doğru cevabı daha hızlı bulun.
Küçük kelimeler neden bu kadar önemli?
telc B1 Okuma (Lesen) Bölüm 2'de çok dikkatli okumanız gerekir. Bazen tek bir kelime tüm anlamı değiştirir. Örneğin: Er kann lernen (Öğrenebilir/Çalışabilir) ve Er muss lernen (Öğrenmek/Çalışmak zorunda). İki cümledeki kelimeler neredeyse aynı, ama anlamlar tamamen farklı!
Sınav hazırlayıcıları kurnazdır; bu küçük farkları kullanarak tuzaklar kurarlar. Farkı bilmezseniz yanlış şıkkı işaretlersiniz. Farkı bilirseniz doğru cevabı saniyeler içinde bulursunuz.
Bu makalede 17 küçük kelime taktiği öğreneceksiniz. Her taktik, birbirine benzeyen ama farklı anlamlar taşıyan kelime çiftlerinden oluşur. Bu 17 taktiği bilirseniz, sınavda çok daha az hata yaparsınız.
telc B1 Sınavı, her kelimeyi tam olarak anlayıp anlamadığınızı test eder. Yavaş okuyun. Her küçük kelimeye dikkat edin. Tuzağı ancak bu şekilde fark edebilirsiniz.
Taktik 1–4: Farklı anlamlara gelen fiiller
Bazı fiiller birbirine çok benzer görünür ama bambaşka anlamlara gelirler.
Taktik 1: abbrechen ile durchfallen aynı şey değildir
Abbrechen: Yarıda bırakmak, bitirmeden bırakmak demektir. Örneğin: Bir öğrenci liseyi "abgebrochen" yaptıysa, okulu bırakmıştır. Belki hastalandı, belki artık istemedi. Ama bu, sınavda başarısız olduğu (kaldığı) anlamına gelmez.
Durchfallen: Sınava girip başarısız olmak (kalmak) demektir. Öğrenci tüm testlere girmiş ama puanı yetmemiştir.
Metinde şöyle diyorsa: Niemand ist durchgefallen, nur ein Schüler hat abgebrochen. (Kimse sınavda kalmadı, sadece bir öğrenci yarıda bıraktı.) Bu, sınava devam eden herkesin geçtiği anlamına gelir.
Taktik 2: filmreif, film çekmek demek değildir
Filmreif bir sıfattır: "Filmlere layık", "film gibi" anlamına gelir. Heyecan verici bir durumu anlatır. Örneğin: eine filmreife Show (film gibi bir şov). Bu, o şovun çok etkileyici olduğunu söyler.
Einen Film machen: Gerçekten kamera alıp film çekmek eylemidir.
Metin "filmreif" diyorsa, birinin film çektiğini düşünmeyin; sadece durumun çok etkileyici olduğunu anlayın.
traumhaft = rüya gibi/harika (rüya görmek değil). märchenhaft = masalsı/çok güzel (masal anlatmak değil).
Taktik 3: mitsingen, şarkıcı olmak demek değildir
Mitsingen: Eşlik etmek, beraber söylemek demektir. Genelde bir seferlik bir durumdur. Eğer bir teknisyen şarkının sonunda "mitgesungen" yaptıysa, o kişi şarkıcı (Sänger) değildir; sadece o an eşlik etmiştir.
Zaman sinyallerine dikkat edin: Bir kez (einmal), bazen (manchmal), sonunda (am Ende). Bunlar durumun geçici olduğunu gösterir.
Taktik 4: helfen ile verantwortlich sein arasındaki fark
Biri yardım ediyorsa (helft), o yardımcıdır. Ama patron veya sorumlu (Chef/Hauptverantwortliche) değildir.
Metinde "Martin, Tobias'a yardım ediyor" yazıyorsa ama şıklarda "Sorumlu Martin'dir" deniyorsa, bu bir tuzaktır ve cevap yanlıştır.
Taktik 5–8: Kip ve Gerçeklik (Aslında ne oluyor?)
Bazen metin gerçekte olmayan, sadece arzulanan bir şeyden bahseder. Şıklar ise bunu gerçekmiş gibi sunar.
Taktik 5: hätte gesehen ile hat gesehen farkı
Ich hätte mehr Leute sehen wollen (Daha fazla insan görmek isterdim) – Bu Konjunktiv II yapısıdır. Yani: Görmek istedim ama GÖREMEDİM. Gerçekleşmemiş bir istektir.
Ich habe daha fazla insan gördüm – Bu geçmiş zamandır. Gerçekten gördüm demektir.
Şu kelimelere dikkat edin: hätte, wäre, würde, könnte, sollte, müsste, möchte. Bunlar bir dilek veya varsayımdır, gerçeklik değil.
Taktik 6: kann (yapabilir) ile muss (yapmalı) farkı
- kann = imkan/ihtimal (İstersen çalışabilirsin)
- muss = zorunluluk (Çalışmak zorundasın, seçeneğin yok)
- darf = izinli (Çalışmana izin var)
- soll = tavsiye (Çalışsan iyi olur)
Metinde "Öğrenciler ödev yapabilir (können)" yazıp şıkta "Öğrenciler ödev yapmalı (müssen)" deniyorsa cevap yanlıştır!
Taktik 7: würde verschlingen (yutardı) vs verschlingt (yutuyor)
Lukas "Kendi evim olsa maaşımın yarısını yutardı (würde verschlingen)" diyorsa, Lukas'ın bir evi YOKTUR. Bu sadece bir varsayımdır.
Taktik 9–12: Miktar ve Sıklık
Taktik 9: mehrere (birkaç) ile alle (hepsi) farkı
Mehrere Faktoren: Birkaç faktör demektir (2, 3 veya 5). Ama hepsi değil!
Alle Faktoren: %100 demektir. İstisna yoktur.
| Kelime | Anlamı | Miktar |
|---|---|---|
| alle | %100 | Herkes/Hepsi |
| die meisten | Yarıdan fazlası | Çoğu |
| viele | Çok sayıda | Birçok |
| einige / mehrere | Birkaç (2-4) | Bazı/Birkaç |
| wenige | Az sayıda | Az |
| kaum / keine | Neredeyse hiç / Hiç | Sıfır |
Taktik 10: wahrscheinlich (muhtemelen) vs sicher (kesin)
Inka "Muhtemelen hukuk okuyacağım" diyorsa henüz karar vermemiştir. Alexander "Hukuk okumaya karar verdim" diyorsa o emindir. İkisini karıştırmayın!
Taktik 13–15: Mecazlar ve Karşılaştırmalar
Taktik 13: spielt eine Rolle (Rol oynuyor)
Bu kalıp iki anlama gelebilir: 1. Önemli olmak: "Burada birçok faktör rol oynuyor" (Yani bunlar önemlidir). 2. Tiyatroda oynamak: "Maria bir polisi canlandırıyor". Metindeki bağlama dikkat edin, mecaz mı gerçek mi?
Taktik 14: Zaman uçup gidiyor vs Zaman daha kısa
"Bekleme süresi oyun odasında çabuk geçiyor" cümlesi, sürenin kısaldığı anlamına gelmez. Sadece kişinin öyle hissettiğini (canının sıkılmadığını) gösterir.
Taktik 16–17: Tavsiye mi yoksa Zorunluluk mu?
Taktik 16: empfehlen (tavsiye etmek) vs vorschreiben (şart koşmak)
Danışman "kira ödemeyi tavsiye ediyor" diyorsa bu bir öneridir. Ebeveynlerin kira için baskı yaptığı veya şart koştuğu anlamına gelmez.
Taktik 17: freuen auf vs freuen über
- sich freuen auf = GELECEKTEKİ bir şey için sevinmek (Henüz olmadı).
- sich freuen über = Şu an olan veya OLMUŞ bir şey için sevinmek.
Bu yazıya yorum yapılmadı. Yorumunuzu bırakın